Dış Etkenler

Açık alanlarda ofis ve fabrika gibi kapalı ortamlardan farklı olarak risk unsurları esasen tabiatta kendiliğinden oluşan durumları ifade etmektedir.Bu biçimdeki ortamlarda çalışan kişilerin can ve mal kaybına yol açabilecek hallere karşı hazırlıklı olmaları gerekmektedir.

Açık alanlarda karşılaşılması muhtemel faktörlerin başında doğal afetler gelmektedir.Doğal afetler genel olarak hızlı olmakta, bir kere başladıktan sonra önü alınamamaktadır.Söz gelimi gerçekleşen bir heyelan sırasında zirai faaliyetlerde bulunmak üzere açık ve alanda bulunan bir birey tabii afetten kaynaklanan bir tehlike etmeniyle karşı karşıyadır.Sismolojinin ilgi alnına giren deprem durumunda tektonik tabakalar hareket ederek yeryüzünde muazzam değişikliklere sebep olabilmektedir. Bu olay sırasında örneğin bir kanalizasyon inşaatında çalışan makine operatörü tehdit altında kalmaktadır. Yanardağ patlaması da doğal afetlerin oluşturduğu risk grubuna dahil edilebilir.

Öte yandan doğa olaylarının önemli bir bölümün meteorolojik kökenli olduğu bilinmektedir. Aşırı yağış ve sonucu sel oluşumu, fırtınalar, hortum ve çığ düşmeleri bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların yanı sıra son zamanlarda gündemde üst sıralarda yer alan iklim değişiklikleri ve kuraklık gibi durumlar hava olayları kaynaklı risk unsurlarındandır.

Doğa olayları sonucu büyük yıkımlar gerçekleşebilmekte, gerek insan kaynağı gerekse mali kayıplar anlamında önemli zararlar ortaya çıkmaktadır.Bunların etkilerini azaltmak için işin bütün taraflarına sorumluluk düşmektedir.

İşveren için, çalışma ortamının genel sağlık ve güvenliğini temin edecek önlemleri almak, gerekli tabelaları ve düzenlemeleri yerine getirmek şarttır.Yine açık alanlarda çalışılacaksa gerekli çevre güvenliğinin alınmasını temin etmelidir.Ayrıca çalışılacak yerin deprem, heyelan tehlikesi vb. Konularda hangi sınıfa girdiği anlaşımalı ve teknik raporları inceledikten sonra güvenlik önlemleri alınmalıdır.

Çalışan için günlük meteorolojik raporları ve öngörüleri takip etmek elzemdir.Bu sayede şartlara uygun kıyafetler ve donanımlar seçilebilecektir.Bunlarla birlikte personel her daim tetikte olmalı ve gelişebilecek olaylara karşı üst yönetimi uyarabilmelidir.

Devlet doğal afetler karşısında gerekli düzenlemeleri ortaya koymakla yükümlüdür.Depreme dayanıklı binaların yapılması, yerleşim yeri olarak dere yataklarının ve toprak kaymasına meyilli olan yerlerin imara açılmaması  gibi hususlarda devlet otoritesi dikkatlice kullanılmalıdır.

AB Çerçeve Direktifi’ne Göre:

1989 tarihli Çerçeve Direktifin uygulanması ile  üye ülkelerde çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin geliştirilmesine katkı sağlanması hedeflenmektedir.Direktif her ülkeyi bu hedeflere ulaşılması hususunda gerekli uygunluk ve yeterliliğin belirlenmesinde serbest bırakmaktadır.Bu yüzden Avrupa Birliği normları ile uyumlu olması açısından her bir ülkenin kendi önleme sistemini etkin bir şekilde gözden geçirmesi gerekmektedir.Bugün bu alanda benzerlikler görülmekle birlikte, üye ülkelerdeki sistemlerin arasındaki farklılıklar devam etmektedir.

Harici Önleme Servislerini Kullanma Yükümlülüğü

Çerçeve Direktif, öncelikle koruma ve önceleme hizmetlerini yürütecek yeterli uzmanı yoksa harici uzmanlardan ( kişi ya da kuruluş ) hizmet alınmasını şart koşmaktadır.Yasa koyucu, işletmelerin öncelikle dahili bir servise sahip olmasını ve bu hizmetleri sürdürmelerini bunu yapamayacak durumdalar ise nitelikli bir harici servisten bu hizmeti alabilmelerini amaçlamıştır.

Koruma ve önleme hizmetlerinin hiyerarşik ilkeleri Madde 7’de verilmiştir.Aslında bütün ülkelerde yasalarına dahil edilmesine rağmen yine de farklı uygulamalar ( en fazla Hollanda ‘da ) olduğu görülmektedir.

Danimarka işletmeleri ana faliyet sektörlerinde harici bir servise katılımı ( her işçi için 0,6 saat / yıl ) zorunlu tutmaktadır.

Bunun aksine İspanyol Şirketleri, “ Risk “ durumunu dikkate alarak, işyeri hekimliği, iş güvenliği, iş hijyeni, ergonomi ve psikoloji alanları arasından, iki disiplinden sorumlu bir dahili servis kurmak zorundadırlar.

Portekiz’de riskli işletmelerde, işyerinin özellikleri ve riskleri dikkate alınarak dahili bir servis kurulması zorunlu kılınmıştır.

Avusturya’da 50’den fazla işçi istihdam eden işletmeler dahili, harici ya da işletmeler arası bir önleme servisinden hizmet almak zorundadırlar.

Önleme servislerinin kullanıma ilişkin diğer bir yaklaşım da İngiltere’de görülmektedir.Bu husus çalışanların takdirine bırakılmıştır.İşverenler sadece mümkün olduğu ölçüde işçilerin sağlığını korumakla yükümlü tutulmuşlardır. ( ALARP Yaklaşımı )

 

 

 

 

 

Kaynak: İstanbul Büyükşehir Belediyesi,  Günlük Hayatımız ve İş Sağlığı Güvenliği Rehberi ,İBB Basımevi, İstanbul 2016, Sayfa : 54-55