BLOG

Açık Maden Ocaklarında İş Güvenliği

AÇIK TAŞ OCAK İŞLETMELERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

   Ülkemizdeki madenciliğin, tarihi çağlardaki, Osmanlılar dönemindeki ve Cumhuriyet dönemindeki madencilik,  şeklinde evreler halinde ele alınmaktadır. Madencilik insanoğlunun başlangıcından beri vardır; Anadolu'da yapılan kazılar ve çeşitli çalışmalar da bunu destekler niteliktedir; Antalya civarındaki Karain Mağarası ve Beldibi kaya sığınağında bulunan çakmaktaşı, okr kalıntıları, M.Ö. 10.000’li yıllarında yontma ve orta taş devrinde yaşayan insanların madencilik faaliyetlerinde bulunduklarını kanıtlamaktadır. M.Ö. 7000 yıllarında saf bakır, (M.Ö. 3000-1200) yılları arasında tunç yaygın olarak kullanılmıştır.

           Kayalar insanların barınmasında hep önemli bir etken olarak yer almıştır. İlk çağlarda insanlar kayaları oymak sureti ile mağaralar oluşturarak kendilerine barınma sağlamışlardır. Sonra ki dönemlerde kayaları parçalayarak ya da parçalanmış kayalardan oluşan taşları toplayıp yontarak örme duvarlarla evler inşa ettiler. Gelişen teknoloji ve üretilen yeni makineler ile birlikte kayalardan elde edilen agrega, (Beton üretiminde kullanılan kum, çakıl, kırma taş gibi malzemelerin genel adıdır) betonarme yapıların yapımında en önemli yapı bileşim elemanı olarak yer almaktadır.

        Açık ocak madenciliği bilinen en eski maden işletme faaliyeti olarak düşünülmektedir. Açık işletmelerde dekupaj, delme, patlatma, kazı, yükleme, taşıma ve dökme olmak üzere altı temel işlem yapılmaktadır. Ocak planlamasında; jeolojik, jeoteknik ve hidrojeolojik koşullar, rezerv yayılımı, topografya, ekipman, nakliyat sistemleri, enerji temini, ekonomik faktörler ve maliyet, cevher çeşidi, şev açıları, basamak yüksekliği, yol eğimleri, cevher zenginleştirme gibi parametreler dikkate alınmaktadır.

TAŞ OCAKLARINDA VE KIRMA ELEME TESİSLERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN RİSKLER

Agrega üretimi yapan taş ocakları ve kırma eleme tesislerinde meydana gelebilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarına neden olabilecek risk etmenleri;

FİZİKSEL ETMENLER

Gürültü

İnsanların işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz yönde etkileyen, fizyolojik ve psikolojik dengeleri bozabilen, iş performansını azaltan, çevrenin hoşnutluğunu ve sakinliğini yok ederek niteliğini değiştiren önemli bir çevre kirliliği türüdür.

Gürültüyle ilişkili işitme hasarı, çarpma veya patlama gibi tek bir gürültü olayından kaynaklanıyorsa akut; uzun süreli gürültü maruziyetinin sonucunda meydana gelmiş ise kroniktir. Gürültü maruziyetinin yol açtığı risklerin öncelikle kaynağında yok edilmesi veya azaltılması esastır. Gürültü maruziyeti 80 dB(A)’yı aşıyor ise işverenin kulak koruyucu donanımları çalışanların kullanımına hazır halde bulundurması, gürültü maruziyetinin 85 dB(A)’ya ulaşması ya da bu değeri aşması halinde ise işveren KKD’nin çalışanlar tarafından kullanılmasını sağlamakla ve denetlenmekle yükümlüdür. Gürültüye bağlı işetme kayıplarının tedavisi yoktur.

Titreşim

Mekanik titreşim, vücudun titreşim kaynağına temas durumuna göre ikiye ayrılmaktadır. Vücudun tümüne aktarıldığında, çalışanın sağlık ve güvenliği için risk oluşturan, özellikle de bel bölgesinde rahatsızlık ve omurgada travmaya yol açan mekanik titreşime bütün vücut titreşimi; insanda el-kol sistemine aktarıldığında, çalışanın sağlık ve güvenliği için risk oluşturan ve özellikle de damar, kemik, eklem, sinir ve kas bozukluklarına yol açan mekanik titreşime el-kol titreşimi denilmektedir. Titreşim maruziyeti belirli bir zaman süresindeki m/sn2 olarak ölçülen maruziyetin ortalaması olarak ifade edilir. Titreşimden korunmanın en temeli titreşime kaynağında müdahale etmektir.

Aydınlatma

Gece çalışması yapılan işletmelerde çalışanların sağlık ve güvenliği için gerekli önlemlerin alınması ve gün ışığına en yakın tonda, sinyallerin görülmesini engellemeyecek ışık kullanılması gerekmektedir. Çalışma mahalleri ve geçiş yollarındaki aydınlatma sistemleri, çalışanlar için kaza riski oluşturmayacak türde olmalı ve uygun şekilde yerleştirilmelidir. Ayrıca, aydınlatma sisteminin devre dışı kalmasının çalışanlar için risk oluşturabileceği yerlerde yeterli aydınlatmayı sağlayacak ayrı bir enerji kaynağına bağlı acil aydınlatma sistemi bulunmalıdır.

Termal konfor

İşyerlerinde termal konfor şartlarının çalışanları rahatsız etmeyecek, çalışanların fiziksel ve psikolojik durumlarını olumsuz etkilemeyecek şekilde olması esastır. Çalışılan ortamın sıcaklığının çalışma şekline ve çalışanların harcadıkları güce uygun olması sağlanmalıdır.

Radyasyon

Radyasyon, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji yayımı ya da aktarımıdır. Radyasyon, iyonlaştırıcı ve iyonlaştırıcı olmayan şeklinde iki gruba ayrılır. Alfa, beta, nötron parçacıkları ile X ve Gama ışınları iyonlaştırıcı; radyo dalgaları, mikro dalgalar, kızıl ve mor ötesi ışınlar ile görülebilir ışıklar ise iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olarak anılır. İyonlaştırıcı olmayan radyasyon iş ortamında yaygın olarak bulunur ve çeşitli sağlık riskleri taşır.

Yüksekte çalışma

Yüksekte çalışma; seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma-ölüm ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda yapılan çalışmadır. Toplu koruma tedbirlerinin düşme riskini tamamen ortadan kaldıramadığı, uygulanmasının mümkün olmadığı durumlarda yapılan işlerin özelliğine göre uygun bağlantı noktaları veya yaşam hatları oluşturularak tam vücut kemer sistemleri veya benzeri güvenlik sistemlerinin kullanılması sağlanmalıdır. Çalışanlara bu sistemlerle beraber yapılan işe ve standartlara uygun bağlantı halatları, kancalar, karabinalar, makaralar, halkalar, sapanlar ve benzeri bağlantı tertibatları verilerek bu şekilde çalışmaları sağlanmalıdır.

KİMYASAL ETMENLER

Toz

Çapı 0,1–5,0 mikron büyüklüğünde tozlar solunabilir toz olarak adlandırılıp akciğerlere kadar ulaşabilmektedir. Agrega üretimi yapılan ocaklar genelde kireçtaşı, kalker ocaklarıdır. Toz maruziyeti sebebiyle pnömokonyoz olma ihtimalinin yanında, öksürük, balgam çıkarma gibi semptomlar, akciğer fonksiyonlarında bozulma gibi vakalar gözlemlenebilmektedir. Silika partiküllerine maruz kalınması sonucu silikozis ortaya çıkması da mümkündür.

Toksik Gaz, Duman, Buhar

Kaynak yapılan metallerin üzerindeki boya ve diğer kaplamalar; boyada bulunan çinko, bazı boyalarda bulunan kurşun kaynak sırasında gaz olarak açığa çıkmaktadır. Kaynak gazına maruziyet türüne ve süresine göre değişmekle beraber üst solunum yolu irritasyonu, öksürük, broş daralması, akciğer ödemi görülebilecek akut etkilerdendir. Kronik etkiler ise astım, kronik bronşit, pnömokonyoz ve akciğer kanserleri olarak sayılabilmektedir. Çalışanları filtreleri ortamda bulunan gazlardan korunmaya uygun olarak seçilmiş gaz maskesi verilmeli, kullanımı teşvik ve kontrol edilmelidir.

Kimyasalın Cilde veya Göze Temas Etmesi

Kimyasalların cilde teması sonucu yanık veya alerjik etkiler olabileceği gibi gözle temas etmesi sonucu geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilmesi de mümkündür. Bu sebeple, kimyasallarla çalışırken cilt ve göz temasını engellemek için mutlaka koruyucu eldiven ve gözlük kullanılması sağlanmalıdır. Acil durumlar için göz duşu bulundurulmalı ve gerekiyor ise ilk yardım yapılmalıdır

ELEKTRİK KAYNAKLI ETMENLER

Tesise elektrik sağlayan trafoların bulunduğu ortam iklim şartlarından etkilenmeyecek şekilde korunmalıdır. Trafoların kapakları ne olursa olsun kapalı tutulmalı ve etrafına uyarı levhaları konulmalı, ana ve tali panolar kilit altında tutulmalıdır. Elektrik tesisatının periyodik kontrolleri mevzuatta belirtilen aralıklarla ve mutlaka yetkili kişilerce yapılmalıdır. Elektrik panolarının önüne yalıtkan paspaslar konulmalı ve yetkili kişi dışında panoların açılmasına izin verilmemelidir. Panolarda kaçak akım röleleri bulunmalı ve uygun topraklamaları yapılmalıdır.

MEKANİK ETMENLER

Taş ocağı madenlerinde ve kırma-eleme tesislerinde yoğun iş makinesi kullanımının yanı sıra; konkasör ünitesindeki kırıcılar, elekler, bantlar, hareketli ve döner parçalar, tamirhanedeki el aletleri, taşlama, zımpara işlemlerinin hepsi mekanik tehlikeler oluşturmaktadır. Kesici bağlantılara temas edilmesi veya taşlama makinesi gibi el aletlerinin iyi kavranmaması sonucu aniden elden fırlaması, çalışanların maruz kalabileceği tehlikeler arasında sayılmaktadır.

ERGONOMİK ETMENLER

Tekrarlayan hareketler, elle taşıma, aşırı güç gerektiren yükleri itme, çekme veya sürükleme, uzun süre doğal olmayan postürlerde durarak, oturarak, ayakta çalışma; bel ağrıları ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarına yol açabilecek başlıca etkenlerdir.

GÜVENSİZ DAVRANIŞ / TEHLİKELİ YÖNTEM KAYNAKLI ETMENLER

Davranış kaynaklı etmenler çalışanların genelde dikkat etmediği, görmezden geldiği ya da yanlış veya tehlikeli yöntem ve teknik uygulayarak kendilerini ve etrafındakileri risk altına soktukları durumlardan kaynaklanan tehlikeleri kapsamaktadır. Kişisel koruyucu donanım kullanmama-doğru kullanılmaması, talimatları uygulamama, takılı makine koruyucusunu çıkartarak çalışma, yetkisiz ve izinsiz olarak tehlikeli bölgede çalışmak, dalgınlık ve dikkatsizlik, ihmalkarlık, tehlikeli hızla çalışmak, iş disiplinine uymamak, ehil olmayan kişilerin makineleri kullanmaları, bilgisizlik, eğitimsizlik, tecrübesizlik gibi sebeplerle çalışma şartlarındaki risklerden haberdar olmamak ve bu nedenle tehlikeye kayıtsız kalmak, uykusuz kalma, yorgunluk v.s tehlikeli davranış olarak değerlendirilmekte.

İŞYERİ / ÇALIŞMA ORTAMINDAN KAYNAKLANAN ETMENLER

Yukarıda sayılanların dışında işletmelerde sıkça karşılaşılan genel düzensizlik, ıslak veya kaygan zemin, eğimli arazide çalışma, patlama, yangın, yüksekte çalışma, araç hareketleri, yetersiz aydınlatma, atmosfer koşullarında çalışma, zemin çökmeleri, gece çalışma gibi işyerinin ve çalışma ortamının şartları yüzünden karşılaşılabilecek risk etmenleri bu sınıfa dahil edilmiştir.

ERKAN ÖZDEMİR & İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI